Yeni aşama

Mahir KAYNAK

Bölgemizdeki düzenlemelerin odağına Türkiye yerleşmiş durumda. Önümüzdeki günlerin en sıcak gelişmeleri ülkemizi yakından ilgilendirecek gibi görünüyor. Yeni durumun Kürtleri nasıl etkileyeceğini irdelemek istiyorum.

Kürt önderleri ciddi bir yanılgı içindeydiler. Hem Avrupa ülkelerinin hem de ABD’nin onları desteklediğini düşünüyorlardı. Herkes bölgedeki Kürt halkının sorun saydığı şeyleri çözmek için seferber olmuşlardı ve bunu demokrasi adına yapıyorlardı. Bazı Kürtler buna inandılar diğerleri işlerine geldiği için bu söylemin aracısı oldular.

Devamı (Tarih Online)

1897'den 2007'ye: Tarihin tekerrürü (mü?)

Mehmet Uğur EKİNCİ

21 Ekim 2007 sabahı Türkiye'yi aylardır beklediği referandumdan tamamen farklı bir gündem karşıladı. Hakkâri'de sınırı geçen bir grup terörist tarafından 12 askerimiz şehit edilmiş, daha fazlası ise yaralanmıştı.
Bütün Türkiye tarafından hemen lânetlenen bu meşum olay, son yıllarda artan PKK terörünün ve Kuzey Irak'ta yaşanan gelişmelerin ülke kamuoyunda yarattığı gerilimi zirveye çıkardı. Gerek muhalefet partileri gerekse medya kuruluşları, Kuzey Irak'a askerî operasyon yapılması için seslerini iyice yükselttiler. Bu zamana kadar benzeri olaylara itidalle yaklaşmayı tercih etmiş olan iktidar partisinin söylemleri de hissedilebilir derecede sertleşti. Bu olaylar aklıma ister istemez 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı'nı getiriyor. Gerçekten de bu savaşın arka planı ile son zamanlarda Türkiye'nin PKK ve Kuzey Irak'a dair yaşadıkları arasında şaşırtıcı paralellikler var. Yunanistan, 1830'da Avrupalı büyük devletler "(Düvel-i Muazzama / Great Powers)" tarafından bizzat kurdurulmuş, siyasi yapılanmasını dâhili kavga ve karışıklıklardan dolayı uzun süre tamamlayamamış bir devletti. Milli bir devlet olarak kurulmuştu, ama nüfusunun birkaç misli kadar Yunan hâlâ Osmanlı topraklarında yaşıyordu. Kaldı ki bu dışarıda kalanlar, Yunanistan'daki Yunanlardan çok daha zengin ve aydın bir topluluktu. Dolayısıyla bu yeni ve küçük devlet, kuruluşundan kısa bir süre sonra milli politikasını oluşturdu: "Kardeşlerini Müslüman boyunduruğundan kurtarıp anavatana bağlamak!" İşte o meşhur Megali İdea (Büyük Ülkü) kısaca buydu. Bu ülkü doğrultusunda hareket eden Yunanistan, Osmanlı'nın Avrupa ile olan ilişkilerindeki hassasiyetten istifade ederek kuzey yönünde genişledi. Tesalya'nın 1881'de alınmasından sonraki hedefler Girit adası ve Makedonya idi.

Devamı (Tarih Online)

Atatürk ve sınır ötesi

Taha AKYOL

Doğu Cephesi Kumandanı Kâzım Karabekir Paşa, 6 Mayıs 1920'de Erzurum'dan Ankara'daki Mustafa Kemal Paşa'ya uzun bir gizli telgraf çekiyor: Kızıl Ordu Kafkasya'da ilerliyor, biz de askeri harekâta geçerek, İngilizlerin Ermenilere verdiği Kars, Ardahan ve Batum'u kurtaralım...

Karabekir ordunun buna hazır olduğunu da anlatıyor. Ermenilerin yakıp yıktığı Müslüman köyleri hakkında önceden bilgi vermişti zaten.

Askeri harekâtla hem kendi topraklarımız kurtarılacak, hem mezalim önlenecekti. Biz harekât yapmazsak, Moskova Ermenistan'ı Bolşevikleştirebilir ve biz artık hiçbir zaman bu topraklarımızı kurtaramayız.

Şimdi bu topraklarımızı kurtaralım, Bolşeviklerle bu avantajı elimizde tutarak masaya oturup yardım alalım...

Karabekir özetle böyle diyor.

Fakat, şubat başında ısrarla böyle bir harekâtın "derhal" yapılmasının zorunlu olduğunu savunan Mustafa Kemal, şimdi Karabekir'in harekât önerisini reddediyor!

Devamı (Tarih Online)